İçeriğe geç

Yakaza ne anlama gelir ?

Yakaza Ne Anlama Gelir?

Hikâyenin başı, tam hatırlayamıyorum aslında… Ama hatırladığım bir şey var, bir gün Kayseri’de bir kahve dükkanında oturup, gözlerimi pencereye dikip uzun uzun düşünürken bir kelime dikkatimi çekti: Yakaza. O an, o kadar huzurlu bir gündü ki, etrafımda her şey sakin görünüyordu. Ama içimde bir gürültü vardı, bir soru, bir merak. Yakaza… ne demekti?

Kelimenin ne olduğunu bilmiyordum ama bir şekilde içimden bir şeyler fısıldıyordu: Bunu bulmalısın, bunun arkasında bir şey var…

Yakaza: Anlamın Peşinden Koşarken

Biraz kafam karışıktı, belki de ruhumun bir köşesinde bozulmuş bir şeyler vardı. Günlük yazmak, yıllardır alışkanlıklarım arasında. Ama işte o gün, ne yazacağımı bir türlü bulamıyordum. Sonra gözüm tekrar pencereye kaydı. Kayseri’nin o soğuk, biraz kasvetli havası vardı o gün. Yine de, bir şey vardı. Her şey o kadar normal görünüyordu ki… İşte tam bu an, içimde bir şey kıpırdadı. O kelime… Yakaza.

Bir anda, sanki kelimenin ne olduğunu bilmemek, beni biraz gerginleştiriyordu. Bu, içinde kaybolmuş bir hissiyatın başlangıcıydı. Biri size bir şey söylese, çok önemli bir şey, ama o an anlamazsanız nasıl bir sıkıntı duygusu hissettiğinizi tahmin edebiliyorum. İşte öyle bir şeydi.

Hızlıca telefonumu aldım ve “yakaza”yı araştırmaya başladım. Bir kelime olarak değil, daha çok bir kavram olarak bakmak istemiştim. Kendi içimde de bir boşluk vardı, belki bu kelime o boşluğu dolduracaktı. Ama ne yazık ki internet, ya da daha doğrusu arama motorları, bana beklediğimi veremedi. Çünkü “yakaza”nın tam anlamını bulamadım. Ama bir şey vardı. Bir iz, bir his. Duygusal bir kayıptan mı kaynaklanıyordu, yoksa sadece ruhsal bir boşluktan mı? Kendimi o kadar iyi tanıdığımı düşünürken, bu kelimenin arkasında yatan anlamı da tam çözemedim.

Ama bir şey vardı, bir keşif yapılması gereken bir şey vardı. Bu kelimeyi çözmeliydim.

Bir Hayal Kırıklığının Ardında

O günün sonunda, evime dönerken, her şeyin üzerinde “yakaza”nın karanlık bir gölgesi vardı. İçimde bir hayal kırıklığı vardı. Kelimenin anlamını bulamamıştım. Ama daha da önemlisi, bu beni sarmalayan bir boşluktu.

Günlüklerimde yazdım: Bazen bir kelime, bir ses, bir an, bir şey seni delicesine etkileyebilir. Ama bazen de o kelimenin arkasındaki anlamı bulamadığında, içindeki boşluk daha da büyür. Bütün dünyanın anlamı varmış gibi gelir, ama o kelimeyi bulamamak… İşte bu hayal kırıklığının tam ortasında olmak.

Benim için her şey her zaman bir anlam taşır, her şeyin bir açıklaması vardır, derdim. Ama o gün, evde bir başıma kalırken, bir şeyin eksik olduğunu hissettim. İstemediğim bir boşlukta kayboluyordum. “Yakaza”, beni her şeyden soyutladı. Bir anlam, bir kelimeydi… ve o an anlamını bulamamak, sanki dünyadan bir adım geri kalmış gibi hissettirdi.

İçimdeki Heyecan: Anlamı Ararken

Ertesi gün, bir şey değişti. Gerçekten, bir şey değişti. “Yakaza” kelimesi, o gün öğleden sonra gözümün önünde dans etmeye başlamıştı. Belki de anlamını öğrenebilirdim! Belki de tam o sırada, onu bulacaktım. Belki de, düşündüğüm gibi içimdeki boşluğu doldurabilecekti.

İçimdeki heyecan, bir keşfe çıkma hissiyatıydı. O kadar sıkıcı geçen günlerin ardından, sonunda bir şeyin peşinden koşmak, zihnimi harekete geçirmek, adeta beni uyandırıyordu. İronik olan ne biliyor musun? Yavaş yavaş, bir şekilde, “yakaza”nın bir şey ifade ettiğini hissetmeye başladım. Aslında anlamını bulmam gerekmiyordu belki de. Bir şeyin peşinden koşmanın heyecanı, aslında anlamdan çok daha fazlasıydı.

Ve işte o an, ne olduğunu düşündüm: Belki de yakaza, bir şeyin kaybolduğunda arkasında bıraktığı duygusal boşluktur. Kaybolan bir şeyin, gerçekliğinden yavaşça silinmesidir. Ve belki de yakaza, bir anlamın kaybolmasıyla gelen bu delici boşluğun verdiği duygudur…

Hayal kırıklığım yerini bir tür heyecana bırakmıştı. Kendimi bulduğum, keşfettiğim bir kelimenin içinde kaybolmuş gibi hissediyordum. Yavaşça, içimdeki merak bu boşluğu doldurmuştu. İstediğimde anlamı bulacak, ama belki de bazen kaybolmak, gerçeği bulmaktan çok daha değerliydi.

Yakaza: Bir İçsel Keşif

Kayseri’nin akşamına doğru, gün batarken, bu kelimeye bakış açım tamamen değişmişti. Belki de “yakaza”, kelimenin anlamından çok daha fazlasını ifade ediyordu. İçimdeki boşluk, bir kez daha beni bekliyordu; ama bu kez onunla daha barışık bir şekilde. Gerçek anlamı her zaman bulamayabilirsiniz. Ama bazen, kaybolan bir şeyin peşinden koşarken öğrendikleriniz, sonrasında öğrendiğiniz anlamdan çok daha değerli olur.

Yavaşça o kelimenin gücünü, kendi içimdeki yansımasını fark etmeye başladım. Yakaza, sadece bir kelime değil, bir anlam arayışının başlangıcıydı. Bir kaybolmuşluk duygusuydu, ama içinde de bir umudu taşıyordu. O kaybolmuşluk içinde yaşamak, bazen, anlamı bulmaktan çok daha derin bir keşifti.

Ve şu an, bu yazıyı yazarken, hala içimde o boşluğu hissediyorum. Ama bu kez, içimdeki o boşluk, artık korkutucu değil. Çünkü ne zaman bir şey kaybolsa, ne zaman bir kelime, bir anlam kaybolsa, her şeyin ardından bir umutla bakmak gerektiğini öğrendim.

Yakaza… ne olduğunu bilmesem de, şu an tam olarak ne demek olduğunu hissettim. Bu, bir kaybolmuşluk ve bir keşif arasında git-gel yapmanın adıdır. Belki de, hayatın anlamını bulmak, bir şeyin eksik olduğunu fark ettiğimizde başlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet mobil giriş