Osmanlıcada Çocuk Ne Demek? Bir Dil Şöleni ve Gülme Krizine Giriş
Şu an İzmir’de, 25 yaşımda ve en sevdiğim şeylerden biri arkadaşlarımın etrafında espri yapıp, kahkaha atarak vakit geçirmek. Ama işin tuhaf tarafı, her ne kadar komik biri olmaya çalışsam da, beynim hep fazla çalışıyor. Şöyle bir düşünün: bir yandan ortalığı güldürüp, eğlendirmeye çalışırken, diğer yandan her söylediğim cümleyi, her hareketimi, her şakayı saatlerce düşünüyorum. “Yanlış söyledim mi?”, “İnsanlar buna nasıl tepki verir?”, “Osmanlıcada çocuk ne demek ki?” diye düşünen bir kafa var bende.
Neyse, bu yazıyı yazmaya başladım çünkü kafama takılan, hayretler içinde kaldığım bir konu var: Osmanlıcada çocuk ne demek? Bunu düşünürken, aklımda 3-5 farklı kelime akrobasi yaparken kendimi buldum. Evet, evet… “Osmanlıca” dedim çünkü dildeki o eski havayı, bir yandan “şöyle olurdu” diyerek eğlenceli hale getirmek istedim. Giriş kısmını biraz kasıtlı uzattım, çünkü bu yazı sadece Osmanlıca kelimelerin anlamından daha fazlası olacak.
Hadi gelin, bu karmaşık ve eğlenceli dil yolculuğuna birlikte çıkalım.
Osmanlıca Çocuk Ne Demek? Önce “Çocuk” Kelimesinin Bir Yolculuğu
Şimdi, Osmanlıcada çocuk ne demek sorusunun cevabına geçmeden önce, ilk önce “çocuk” kelimesinin bize ne anlatmak istediğini düşünelim. Günümüzde “çocuk” dediğimizde aklımıza ne gelir? Küçük yaşta olan insanlar, değil mi? Bazen kendi içimde bir çocuğun olduğunu düşünüyorum, ama mesela sigara içmeye başlamış bir arkadaşım çocuk denilince farklı anlamlar çıkarıyor.
Osmanlıcada ise çocuk kelimesi bambaşka bir boyuta taşınıyor. Çünkü bu kadar derin anlamlar taşıyan bir kelimenin yerini, o dönem farklı bir kelime alıyordu: “çocuk” yerine “evlât” kullanılırdı. Evet, evet, şimdi içinizden “aaa evlat demek ne kadar da derin bir kelime” diyenler var. Ama rahat olun, “evlat” bir yandan değerli bir kelime olmasının yanında, biraz da farklı bir havaya sahip. Düşünsenize, bir evlat demek, “Benim çocuğum” demekle aynı şey mi? Osmanlıca’da evlat, çocuğun sadece biyolojik bir yansıması değil, aslında bir aile bağını simgeliyor. Bu noktada dağılmak istiyorum ama durayım, yoksa bu yazı birkaç saat sürer.
Peki, o zaman Osmanlıca’da bir çocuğa nasıl hitap edilirdi? Şöyle bir örnek vereyim: “Evlatlık!” Bunu düşündüğümde, aklımda “osmanlıca kelimelerle sosyal medya” kavramı oluşuyor. Nasıl olurdu ki? Mesela Instagram’da biri paylaşım yaparken, altına şöyle yazıyormuş: “Evlatlık ben, büyüdüm!” Hahaha, ne kadar komik ama aynı zamanda derin bir anlam taşıyor. İçimden bir ses “çok düşünüyorsun” diyor ama ben yine de yazıyorum, yapacak bir şey yok.
Osmanlıca’da Çocuk İçin Kullanılan Diğer Kelimeler
Gelin, Osmanlıca’da çocuk kelimesi için kullanılan diğer anlamlara da göz atalım. “Evlât” dışında, “çocuk”u anlatmak için başka bir kelime vardı: “sâbit”. Biraz daha nadir kullanılan bu kelime, çocukların saf ve temiz hallerini, gelişimlerini anlatan bir terim olarak işlev görüyordu. Bir çocuğun “sâbit” olması, onun büyümeye başlamadan önceki saf halini ifade ederdi. Yani bir Osmanlıca çocuğu, hem saf, hem de bir anlamda “daha yeni” sayılıyordu.
Buna bir örnek vermek gerekirse, Osmanlı dönemi yazışmalarında, çocuklar bir “sâbit” olarak görülüyor ve bu terim, onların masumiyetini simgeliyordu. Bunu duyduğumda, “ya ben de bir zamanlar sâbit bir insandım, ama şimdi…” diyerek içimden kendi çocukluk anılarımı geçirdim. Bu dağılmanın başlangıcı oldu.
Eski Türkçede Çocuk Hakkında Düşündükçe: Kendi Çocukluğumla Kıyaslama
Osmanlıca’da kullanılan bu kelimeleri anlamaya çalışırken, bir yandan da kendi geçmişime döndüm. Çocukluğumda neler yapardım? Genelde mahallede arkadaşlarımla top oynardım, elma düşürme yarışmaları yapardım, bir de evde anneme babama “şu kadar yer yapalım” diyerek onların sabırlarını test ederdim. Kendi çocukluğumu düşündümce, aklıma gelen ilk şeylerden biri de, “Eğer Osmanlıca’da çocuk olsaydım, acaba nasıl bir çocuk olurdum?” diye düşünmeye başladım. Biraz kaybolmuş bir çocuk olurdum herhalde.
Ama gelin bir yandan da “çocuk” dediğimizde, bence tek bir anlamla bitmiyor. Ben de büyüdüm, o zamanlar küçükken bende korkular vardı. 25 yaşımda hâlâ o küçük anılarla hayatımı yönlendiriyorum. Hayatındaki her aşamanın, her anın bir anlamı var. Bu da aslında bir anlamda Osmanlıca çocuğun hayatına benziyor. Biz, büyüdükçe Osmanlıca dilinin de izini taşıyan bir çocukluğun içinde yaşarken, anlam yüklemeyi bir şekilde başarıyoruz.
Bir Osmanlıca Sohbeti: Çocuk ve Evlât
Bir Osmanlıca sohbeti düşünün, bir yanda Osmanlıca konuşan biri var, diğer yanda ben varım. Karşımdaki bana “Evlat, bir bakar mısın?” diyor. Ben de “Evet efendim” diye cevap veriyorum. Tam bir “ne oluyor?” havası! Aslında şaka yapıyor gibi görünsem de, derin bir anlamı var. Gerçekten bazen böyle bir sohbet olsa, Osmanlı’daki “çocuk” kelimesinin ne kadar derin bir bağ taşıdığını hissediyorum. Günümüzde “çocuk” dediğimizde, belki de fazla basite indirgenmiş oluyor.
Sonuç Olarak
Osmanlıca’da çocuk demek, aslında hayatın hem saf, hem de anlamlı bir dönemine işaret eder. “Evlât”, “sâbit”, ve diğer Osmanlıca kelimeler, bize sadece bir kelimenin değil, bir dönemin, bir kültürün, bir insanın iç dünyasının nasıl şekillendiğini anlatıyor. Bu kelimelerin arkasında çok derin anlamlar yatıyor.
Bu yazı boyunca, Osmanlıca’dan çocuk kavramına uzanan bir yolculuk yapmaya çalıştım. Birçok yeni şey öğrendim, eğlendim ve bir noktada da “Böyle düşünmem gerekirdi” diyerek kendi çocukluğuma dair birkaç şey fark ettim. Eğer bir Osmanlıca çocuğu olsaydım, muhtemelen bugün olduğum gibi olurdum: bir yandan şaka yapıp, diğer yandan düşünceleri derinlemesine irdeleyen bir insan.
Bundan sonra, Osmanlıca’da çocuk demek yerine evlat demek, belki de hayatı daha farklı kılabilir. Bir şeyin adı sadece kelimeyle mi belirlenir, yoksa ona yüklediğimiz anlamla mı? Sanırım, ikisi de bir arada…